bilgisalonu 4 Takipçi | 0 Takip

İSİMLER SÖZLÜĞÜ - BAYAN İSİMLERİ VE ANLAMLARI (N)

2009-03-27 10:22:01
 

 

NABİA: (AR) Yerden çıkıp fışkıran, kaynayan, akan.

NABİYE: (AR) Ulu, şerefli kimse. Sonradan şair olan kimse. Haberci, haber veren.

NACİYE: (AR) (Necat bulan) Kurtulan, selamete kavuşan. Cehennemden kurtulmuş, cennetlik.

NADAN: (FAR) Kaba, dobra.

NADİDE: (FAR) Görülmemiş görülmedik. Pek seyrek bulunan, çok değerli.

NADİME: (AR) Pişmanlık duyan, pişman. Tövbe eden.

NÂDİRE: (AR) Seyrek, az, ender bulunur.

NADİYE: (AR) (Nida eden) Haykıran, çağıran. Toplantı, meclis.

NAFIA (Ar.) Bayındırlık, bir yeri güzelleştirmek için yapılan çalışmaların tümü.

NAFİA (Ar.) Yararlı, faydalı.

NAFİLE: (AR) Mal, ganimet, ihsan bağış.

NAFİZE: (AR) Delen, delip geçen. İçeriye giren, işleyen. Tesir eden, sözü geçen. NAGEHAN: (FAR) Ansızın, birdenbire.

NAĞME: (AR) Ahenk güzel ses.

NAHİDE: (FAR) Venüs (zühre) gezegeni. (Arapça'da) Yeni yetişen kız.

NAHİRE: (AR) Ayın ilk günü ya da son gecesi.

NAİBE: (AR) Vekil, birinin yerine geçen.

NAİLE: (AR) Muradına eren, ermiş, ele geçiren.

NAİME: (AR) Güzel zarif kadın. Nazlı büyütülmüş kadın.

NAİRE: (AR) Ateş, alev, sıcaklık.

NAKİBE: (AR) İnsan ruhu. Akıl.

NAKŞİDİL: (AR) Gönül resmi, gönül süsü.

NALAN: (FAR) İnleyen, inleyici, ağlayan, feryad eden.

NALE: (FAR) İnleme, inilti.

NALEZEN: (FAR) İnleyen, inildeyen.

NAME: (FAR) Sevgiliye ve aşka ait yazılmış mektup. Mektup. Kitap, dergi.

NAMİYE: (AR) Olma, yerden bitme kuvvetli, gelişme yetişme.

NARDAN: (FAR) Nar taneleri. Gözyaşı damlaları.

NARDANE: (FAR) Nar tanesi.

NARDİN: (FAR) Bir çeşit sümbül.

NARGÜL: (FAR) Ateş renginde, kırmızı gül.

NARİN: (FAR) İnce, zarif yapılı, nazik. Zayıf çelimsiz.

NARİYE: (AR) Ateşle ilgili, cin peri.

NASIHA: (AR) Nasihat eden, öğüt veren.

NASİBE: (AR) Dikili taş. Yollara nişan için dikilen taş.

NAŞİDE: (AR) Şiir okuyan, şiir söyleyen, şiir yazan.

NAZ: (FAR) Kendini beğendirmek için takınılan yapmacık cilve, işve. Bir şeyi beğenmiyormuş gibi gözükme. Şımarıklık.

NAZAN: (FAR) Nazlı.

NAZENDE: (FAR) Naz edici, nazlı, hoş edalı.

NAZENİN: (FAR) Cilveli, oynak. Çok nazlı yetiştirilmiş, şımarık. Narin ince yapılı.

NAZIDİL: (FAR) Gönül nazı, gönül cilvesi.

NAZIME: (AR) Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey.

NAZİFE: (AR) Temiz, pak, nazik, zarif ve şık giyimli.

NAZİK: (FAR) İnce, narin. Terbiyeli, saygılı. Güzel zarif.

NAZİLE: (AR) Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.

NAZİRE: (AR) Örnek karşılık. Manzum eserde ayrı vezin ve kafiyede benzer olma hali.

NAZLAN: (TR) Kendini beğendir, nazlı ol.

NAZLI: (TR) Naz yapan, kendini ağıra satan. Değer verilen sevgili.

NAZLIGÜL: (TR) Nazlı-Gül

NAZLIHAN: (TR) Nazlı- Han

NAZMİYE: (AR) Dizme, tertib etme, sıraya koyma. Sıra, tertip. Vezinli, kafiyeli söz.

NEBA: (AR) Haber.

NEBAHAT: (AR) Şan, şeref, onur. Şan, şeref sahibi.

NEBALET: (AR) . Zekilik. Büyüklük, ululuk. Cömertlik.

NEBİHE: (AR) Namlı, şerefli.

NEBİLE: (AR) Yüksek meziyet ve onur sahibi. Akıllı, anlayışlı. Bilgili, faziletli.

NECEF: (AR) Yüksek, sırt tepe, tümsek.

NECİBE: (AR) Soyu sopu temiz pak olan kimse. Asilzade, kıymetli, üstün. Güzel ahlak sahibi.

NECİLE: (AR) Soylu, soyu sopu temiz, kişizade. Asıl.

NECLA: (AR) Çocuk, evlat. Kuşak, soy, nesil.

NECMİYE: (AR) Yıldızla ilgili.

NECVE: (AR) Tümsek ve yüksek yer.

NEDA: (AR) Çiğ, nem rutubet, (bkz. Şebnem).

NEDİME: (AR) Zengin veya itibarlı bir kadının arkadaşı. Saray hayatında Sultan hanımlarının yardımcıları.

NEDRET: (AR) Azlık, seyreklik, az bulunurluk.

NEFASET: (AR) Nefislik, nefis olma hali. Kıymetlilik.

NEFİS: (AR) Çok hoş, hoşa giden, beğenilen.

NEFİSE: (AR) Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen.

NERGİS:(FAR) Nergisgillerden çiçekleri ayrı veya bir köksap üzerinde şemsiye vaziyetinde bulunan ve beyaz san nevilesi de olan bir süs çiçeği.

NERHAN: (FAR-TR) Yiğit Han, Yiğit Sultan.

NERİM: (FAR) Pehlivan, yiğit, bahadır.

NERİMAN: (FAR) Yiğit, güçlü kuvvetli.

NERMİN: (FAR) Yumuşak.

NESİBE: (AR) Soylu, soyu temiz baba.

NESİL: (AR) Aynı çağda yaşayan, hemen hemen aynı yaşta olanların tümü, kuşak.

NESİME: (AR) Hafif rüzgar. Hoş, mülayim insan.

NESLİ: (AR) Nesle ait, soya ait.

NESLİN: (AR) Senin soyun, senin neslin.

NESLİGÜL: (AR-FAR) Gül soyu, gül gibi güzel soydan gelen.

NESLİHAN: (AR-FAR) Han nesline ait, hanın soyundan.

NESLİŞAH: (AR-FAR) Şah soyundan gelen.

NESRİN: (FAR) Yaban gülü Ağustos gülü.

NEŞE: (AR) Neşe keyif, sevinç. Az sarhoşluk, çakırkeyif.

NEŞECAN: (AR-TR) Canın neşesi, mutluluğu.

NEŞEGÜL: (AR-FAR) (bkz. Neşe).

NEŞENUR: (AR) Işık saçan neşe, sevinç. (bkz. Neşe).

NEŞEVER: (AR-TR) Çok neşeli.

NEŞİDE: (AR) Manzum şiir. Atasözü derecesinde kullanılan meşhur beyit veya mısra. NEŞVE: (AR) Sevinç.

NEVA: (FAR) Ses, şada, makam, ahenk, name. Refah, zenginlik. Güç, kudret. Doğu müziğinde bir makam.

NEVAL: (AR) Talih, kısmet. Bahşiş, bağış.

NEVBAHAR: (FAR) İlkbahar. Yeni bahar.

NEVBAHT: (FAR-AR) Yeni şansı açılmış, şansı açık.

NEVBAR: (FAR) Genç kız. Turfanda çıkan meyve ve çiçek.

NEVBARE: (FAR) Turfanda yemiş. Taze yeşillik.

NEVEDA: (FAR) Yeni tavır, yeni eda. "Nev" ve "eda" kelimelerinden birleşik isim. NEVESER: (FAR) Türk müziğinde birleşik bir makam.

NEVGÜL: (FAR) Yeni açılmış gül.

NEVHAYAT: (FAR-AR) Yeni hayat, yeni yaşam.

NEVİDE: (AR) İyi, sevinçli haber.

NEVİN: (FAR) Yepyeni, yeni şey, yeni olan.

NEVİNUR: (FAR) Renk ışık.

NEVİR: (AR) Parlaklık. Ağaç çiçeği.

NEVNİHAL: (FAR) Taze fidan, ağacın taze sürgünü.

NEVRA: (AR) Işıklı olma, parlaklık. Çiçek, özellikle beyaz çiçek.

NEVRED: (FAR) Gezen, dolaşan, yol alan.

NEVRES: (FAR) Yeni yetişen, yeni biten.

NEVRESTE: (FAR) (bkz. Nevres).

NEVRİYE: (AR) Işıkla, parlaklıkla, aydınlıkla ilgili.

NEVSALE: (FAR) Genç, taze, küçük.

NEVZENİN: (FAR) Yeni tarz yeni yöntem.

NEYYİRE: (AR) Nurlu, parlak. Işıklı cisim. Güneş.

NEZAFET: (AR) Temizlik, paklık.

NEZAHAT: (AR) Temizlik, paklık. İncelik, rikkat.

NEZAKET: (FAR) Naziklik. Zariflik, incelik. Terbiye. Ehemmiyet.

NEZİHE: (AR) Temiz, pak.

NEZİRE: (AR) Birini doğru yola yöneltmek için Allah'ın azabıyla gözdağı vererek korkutmak. Adak, dilek, tahsis. Kendisini Allah yoluna adayan kişi.

NİDA: (AR) Çağırma, bağırma, seslenme. Ses verme.

NİGAH: (FAR) Bakış, bakma. Göz.

NİGAR: (FAR) Resim. Resmedilmiş, resmi yapılmış. Put. Sevgili.Türk musikisinde bir makam.

NİHAL: (FAR) Sevgili. Taze, düzgün fidan, sürgün.

NİHAN: (FAR) Gizli, saklı. Bulunmayan, görünmeyen.

NİHAYET: (AR) Son. Sonunda.

NİL: (AR) Çivit otu. Mısır'dan geçen Akdeniz'e dökülen meşhur nehir.

NİLAY: (AR) İki nil. Seyhan ve Ceyhan nehirleri. Fırat ve Dicle nehirleri.

NİLGÜN: (FAR) Çividî, çivit renginde, lacivert.

NİLHAN: (AR) Nil havzası hanlarından.

NİLSU: (TR) (bkz. Nil).

NİLÜFER: (FAR) Çiçek adı.

NİMET: (AR) İyilik, lütuf, ihsan, bahşiş. Azık, yiyeceğe, içeceğe dair şeyler. Saadet, mutluluk.

NİMRE: (AR) Dişi kaplan.

NİSA: (AR) Kadınlar.

NİSAN: (SÜRYANİCE) Bolluk, bereket, cömertlik. İlkbaharın 4. ayı. Sur.

NUR: (AR) Aydınlık, parıltı, parlaklık, niran.

NURAL: (AR-TR) Nur, ışık al, ışıklı ol.

NURALEM: (AR) Evrenin nuru, alemi aydınlatan.

NURAN: (FAR) Işıklı. Nurlu, nura ait.

NURAY: (AR-TR) Işık saçan ay. Ayın en çok ışık saçtığı dönem.

NURBANU: (AR-FAR) Nur yüzlü hanım, gelin, prenses. Nur ve banu'dan birleşik isim.

NURBAY: (AR-TR) Nurlu, aydınlık kimse.

NURCAN: (AR-TR) Canlı, neşeli, hayat dolu.

NURCİHAN: (AR-FAR) Cihan'ın nuru, ışığı. Dünyaya ışık saçan.

NURÇİN: (AR-FAR) Nur toplayan, ışık derleyen,

NURDAN: (AR-TR) Nur'a ait, nurdan yapılmış.

NURDANAY: (AR-TR) (bkz. Nurdan).

NURDİL: (AR-FAR) Nurlu, ışıklı gönül.

NURDOĞAN: (AR-TR) Nurlu insan.

NUREFŞAN: (AR-FAR) Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan.Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim.

NUREL: (AR-TR) Nurlu el.

NURFER: (AR-FAR) Işık ve aydınlık.

NURFİDAN: (AR-FAR) Taze ve pırıl pırıl genç, zarif hanım.

NURGÖK: (AR-TR) Nurlu, aydınlık gökyüzü.

NURGÜL: (FAR) Gülün en parlak olanı.

NURGÜN: (AR-TR) Nurlu gün, ışıklı gün. Günün ve bütün hayatın nurlu parlak olması.

NURHAN: (AR-TR) Nur'un yöneticisi, hakimi.

NURHİLAL: (AR) (bkz. Nuray).

NURİYE: (AR) Nura ait, nurla ilgili.

NURİNİSA: (AR) Nurlu kadın.

NURIŞIK: (AR-TR) Bol ışık, aydınlık.

NURMAH: (FAR) Işıklı ay, ay gibi güzel ve nurlu.

NURMELEK: (AR) (bkz. Melek).

NURNİGAR: (AR-FAR) Işıklı, aydınlık, sevgili.

NURPERİ: (AR-FAR) Işıklı, peri kadar güzel.

NURSABAH: (AR) Aydınlık sabah.

NURSAÇ: (AR-TR) Işık saç, aydınlat.

NURSELİ: (AR-TR) (bkz. Nursel).

NURSEMA: (AR) Işıklı, aydınlık gökyüzü.

NURSEN: (AR-TR) Nurlu, ışıklı, kişi, insan.

NURSENİN: (AR-TR) (bkz. Nursen).

NURSER: (AR-FAR) Nurlu, aydınlık, münevver kafalı insan.

NURSEREN: (AR) (bkz. Nurser).

NURSEV: (AR-TR) Işığı sev.

NURSEVİL: (AR-TR) (bkz. Nursev).

NURSİM: (FAR) Aydınlık ve gümüş gibi parlak.

NURSİMA: (FAR) Işıklı, aydınlık yüz.

NURSİNE: (FAR) Işıklı, aydınlık yürek.

NURSU: (AR-TR) Nurlu su.

NURSUN: (AR-TR) (bkz. Nurser).

NURŞAH: (FAR) Parlak hükümdar.

NURŞEN: (FAR) Çok çok ışıklı, neşeli insan.

NURTANE: (AR-TR) Nurlu, biricik insan.

NURTEK: (AR-TR) (bkz. Nurtane).

NURTEN: (AR-TR) Beyaz, parlak, ten.

NURVEREN: (AR-TR) (bkz. Nursun).

NURZER: (AR) Altın gibi parlak ışık, altın ışık.

NUSRET: (AR) Yardım. Allah'ın yardımı. Zafer, muzafferiyet. Basan, üstünlük.

NÜKHET: (AR) Nükteler, herkesin anlayamayacağı ince, zarif, manalı sözler. Koku.

NÜVE: (AR) Çekirdek.

NÜVİDE: (FAR) Müjde, muştu. Hayırlı haber.

NÜZHET: (AR) Neşe, eğlence, eğlence yerlerini seyredip gezme. Sevinç, ferahlık.

18
0
0
Yorum Yaz